google-site-verification: google601c61c448c195d7.html Fincan Teyze: Nisan 2012

27 Nisan 2012 Cuma

Yayla Çorbası (Nam-ı Diğer Yoğurtlu Çorba)



Kuzey'in en sevdiği çorbalardan biri diyebilirim.
Annemin dantelleri üzerinde bana çok beyaz geldi fotoğraf biraz renk katıverdim ;)

Malzemesi
2 su bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı un
1 yumurta
1 çay bardağı pirinç
1 kaşık margarin ya da tereyağ (ben yakıp üzerine koymuyorum, içine katıyorum)
Tuz
Nane
İsteğe bağlı kırmızı biber (Kuzey için katmıyorum)

Hazırlanışı
Önce yoğurt, un ve yumurtayı el blenderi ile iyice çırpıyorum. Sonra suyunu ekliyorum (ölçmedim, sevdiğiniz kıvama göre siz ayarlayın). Pirinçleri yıkıyorum ve haşlamadan ekliyorum. Bir kaşık yağını da ekleyerek ocağa alıyorum.
Kaynayana kadar karıştırıyorum ki topaklanmasın. Azıcık ılıyınca kaynamadan önce tuzunu atıyorum. Kaynayınca ocağı iyice kısıyorum ve beş dakika kadar kaynamaya bırakıyorum.
Nanesini kırmızı biberini atıp ocaktan alın. Biraz dinlendirin ve servise hazır...

Afiyet olsun...

Bu tarif "Çorbalarımız Etkinliği" için çaçaronblog'a gidiyor.
Kolay gelsin...


Yalancı Tavuk Göğsü



Bu tatlının üzerine sıcakken ceviz serpebilirsiniz, çok yakışır.
Jöle yapabilirsiniz, öyle de çok güzel olur.
Kardeşim Volkan'ın canı istediği için akşam azıcık yapıverdim. 3-4 saat dinlense daha da güzel olurdu ama biz bekleyemedik.

Malzemesi
1 lt süt
4 kahve fincanı şeker
3 kahve fincanı un
1 yemek kaşığı margarin
1 vanilya
isteğe bağlı damla sakızı (ben koymadım)

Hazırlanışı

Vanilya hariç tüm malzeme karıştırılarak pişirilir. Ocaktan alınca vanilya eklenerek 5 dakika el blenderıyla karıştırılır.
Islatılmış tepsiye dökülür. 3-4 saat  dinlenirse kıvamı daha güzel oluyor.

Afiyet olsun...

26 Nisan 2012 Perşembe

Banvit'ten Açıklama...

Banvit AŞ. beyaz et ile ilgili medyada yer alan haberlere son noktayı koymak için bir bilgilendirme yayınladı.

Değerli Banvit Dostları,

Beyaz et ile ilgili medyada yer alan gerçek dışı haberlere son noktayı koymak üzere bir açıklama yapma gereği duyduk.

Hayvancılık sektörünü uzaktan bile tanımayan bir radyasyon onkolojisi uzmanının mesnetsiz inançlarına medyada sansasyonel başlıklarla ve sorumsuzca yer verilmesi, gıdalarla ilgili bilgi kirliliğini en yüksek seviyeye çıkartmıştır. Bu konuda gerek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı temsilcilerinin, gerek Veterinerlik Fakülteleri'nden uzmanların ve Gıda Güvenliği Derneği'nin açıklamalarına www.banvit.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Özetle:

- Hormon kullanımı ülkemizde kesinlikle yasaktır.

- Civcivlerin antibiyotik verilerek hızla büyütüldüğü iddiası tamamen gerçek dışıdır.

- Ülkemizde gıda güvenliği ile ilgili AB standartlarının aynısı uygulanmaktadır.

- Bu standartlar hastalık durumu dışında antibiyotik kullanımını yasaklar.

- Bakanlık veterinerleri kesime gidecek her sürü üzerinde antibiyotik, hormon ve diğer kimyasal maddelerin analizini yapar: kalıntı çıkan sürüler kesime gönderilemez.

- Yetiştirilen piliçlerin ve yetiştirildikleri ortamların insan sağlığına zararlı etkileri yoktur.

- AB standartlarında üretim yapan Banvit, Bakanlığımızın tüm gıda güvenliği uygulamalarına harfiyen uymaktadır. Tüm ürünlerimizi güvenle tüketebilirsiniz.

Yanlış, eksik veya çarpıtılmış bilginin yarattığı kirlilik, toplum sağlığına zarar vermektedir. Sorumsuzca üretilen bu hurafelere lütfen itibar etmeyiniz.

Saygı ve sevgilerimizle..

BANVIT AŞ.

Belki Banvit gibi büyük firmalar bu konuda duyarlıdır, ilkeleri ve kurum kültürleri vardır ve kontrolleri kendisi yapıyor/yaptırıyordur, varsa eksikleri tamamlıyorlardır...

Bu açıklamalardan sonra bile benim kafama takılan bir kaç şey var.

Şimdi yine banvit'in sayfasından Prof.Dr.Ahmet Ergün 'ün açıklamasından alınan tabloya bir bakalım.
- Herhangi bir katkı maddesi kullanılmıyorsa bu tavuklar kısacık bir sürede nasıl büyüyor.
  • 112 günde 1 kg olan tavuk, 42 günde nasıl 2,4 kg'a ulaşıyor. (aynı sürede, 112 günde, 2,4 kg'a ulaşsa diyeceğim ki artık daha kaliteli besleniyor.)
  • Ortalama 4,7 kg yem ile 1 kg'a ulaşırken, bu yem tüketimi 1,7 kg'a düşmüş (bu da enteresan değil mi?).
  • Hadi ölüm oranının düşmesini anladım.  İlaçlar gelişti, araştırmalar çoğaldı... Tavuklar dışarı çıkmıyor. Bu da enfeksiyon/hastalık ve kaza riskini azaltır.
  • Tavukların güneşe çıkmaması, açık alanda dolaşmaması, hareket etmemesi vb. iyi bir şey mi?
80 yılda bu tavuklar nasıl bir evrim geçirdi?

- Eskiden saatlerce kaynayıp, bir türlü pişmeyen tavuk, şimdi en kolay pişen pratik yemekler arasına girdi, neden?

- Eskiden pişerken tavuk kokardı, artık öyle kokmuyor, bu kokuya ne oldu?

- Eskiden beyaz eti için kavgalar çıkardı, çok lezzetli olurdu. Şimdi tatsız tuzsuz (benimle aynı fikirde olmayanlar olabilir, hadi bu damak tadı).

Sorular çoğaltılabilir...

Peki soruyorum, Banvit'e ya da bilenlere bu tavuklara ne oldu (?)

"Bal"ın bile sahtesini yapanlar, boş duruyor mudur, acaba (!)

Bunlar kafama takılıyor işte elimde değil... Yoksa alanında söz sahibi birçok öğretim üyesi ve uzman Banvit'in sayfasında açıklamış konuyu...

Bildiğimiz emin olduğumuz yerlerden bildiğimiz markaları mı alacağız, sadece?

Bilen varsa söylesin(?)

24 Nisan 2012 Salı

Kuzey'in Havuçlu Keki

İmkan olsa çerçeveleyip duvara asacaktım ;)

Bilin bakalım bu keki kim yaptı?
Benim yakışıklı oğlum kolları sıvadı ve kek yaptı.
Etrafı biraz kek yaptık ama çok eğlendik.
Kırk yıllık usta gibi, kendinden emin hareketler...
Kek pişerken daha fazla bekleyemedim, oğlumu yedim.

Malzemeler
3 yumurta
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı süt
3/4 su bardağı sıvıyağ (bir su bardağından iki parmak eksik) 
1 su bardağı rendelenmiş havuç (rendenin ince tarafıyla)
2 su bardağı un
1 çay bardağı hindistan cevizi
1 çay bardağı ceviz
1 çay kaşığı tarçın
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Oğlumun isteği üzerine bir tutam tuz (tuz kavanozu önünde olunca)

Hazırlanışı

Sandalyenin üzerindeki ustayı bırakıp gidemeyeceğiniz için tüm malzemeleri tezgahın üzerine hazırlayacaksınız. 
Daha sonra sandalyeyi tezgaha iyice yaklaştırıp ustayı rahat ettireceksiniz.  
Yumurtaları kırarken "ben de" tacizlerine kapılmayıp eline çırpıcıyı verip kandırmak gerekiyor. Daha sonra şekeri de ekleyip, çırpıcı ile yumurta sarılarına saldırısını izleyeceksiniz. Elini tutup destek vermek istediğinizde "yok anne, men (ben)" kavgaları yapıp, kek hamuru ile boğuşmasını izleyeceksiniz.
Süt ve yağı içine katacaksınız. Dikkat edin kıvam yumuşayınca hareketler serileşiyor ve sağa sola daha çok sıçrıyor.
Havuç, hindistan cevizi ve tarçını karıştırarak ekliyoruz. Daha sonra un, kabartma tozu, ve vanilyayı ekleyerek, iyice çırpılacak ve ceviz eklenecek.
Bu arada küçük beye laf yetiştirilecek...

sağ el yorulunca sol el ile çırpılacak, ama anneye taviz verilmeyecek...

Sizin 10 dakikada yapacağınız iş için başında 45 dakika bekleyecek ve sonrasında da uzun bir temizlik yapacaksınız.
Ama oğlunuzun bu işten haz aldığını görerek mutlu olacaksınız. 
Keki pişirmek gerektiği konusunda uzun diller döküp zar zor teslim alacaksınız.
Keki yağlanmış kek kalıbına alıp 180 derece fırında pişireceksiniz.
İnanın bana tadına bakmadan bile çok lezzetli...
"men, men yaptım" gururlanmasını seyretmeye değer...


Afiyet olsun...

Kuzey'e sormadım(!) ama Porselen Demlik Çay Saati etkinliği için PaSaSofraM' a ve Çay Kahve Bahane Etkinliği için Pastaeli'ye gönderiyorum.
Kolay gelsin arkadaşlar...

20 Nisan 2012 Cuma

Pizza


Pizza sevmeyen var mı?

Pizza için ne söylenebilir ki?

Pizzayı yaparken sebzelerle zenginleştirerek hem lezzeti artırmak hem de çocuklar için daha besleyici hale getirmek mümkün.

Ben oğlumun bu kadar sucuk, salam ve sosis yemesini istemiyorum. O yüzden onun pizzası sebzeli...

Pizza fotoğraflarında çiğ olan mantarlı, pişmiş olan zeytinli arada bir de sebzeli olan var onun fotoğrafı yok. Kalabalık olunca bir tepsi yetmiyor ;)

Pizza hamurumuzda pek bereketli oluyor. Bu ölçü üç tepsi için, bir tepsi yaparken ölçüleri azaltabilirsiniz ya da hamuru yoğrulup mayalandıktan sonra kullanmadığımız kısmı buzlukta muhafaza edebilirsiniz.

Malzemesi
9 su bardağı un
1 paket yaş maya (42 gr)
1 su bardağı sıvıyağ
1 tatlı kaşık tuz
1 yemek kaşığı şeker
3,5 su bardağı su

İç Malzemesi (bir tepsi için)
1 yemek kaşığı salça
1 tane patates
1 tane kabak
1 tane havuç
1 su bardağı kaşar peyniri
Salam, sucuk, sosis, mantar, zeytin... hayal gücünüze kalmış evdeki malzemeler.

Hazırlanışı

Önce şeker ve maya yarım bardak suda eritiliyor. Maya geriye kalan malzemeye eklenerek kalan 3 bardak su ile yoğurulacak. üzerine bir bez örtülüp, ılık bir yerde mayalanmaya bırakılacak.

Mayalanan hamur üçe bölünecek ve bir parçası elimizle bastırarak tepsiye yayılacak.

Salça azıcık su ile cıvıtılacak ve hamurun üzerine sürülecek. Daha sonra rendelenmiş patates, kabak ve havuç eklenecek. Onun üzerine ne malzemeniz varsa dizilecek. En son olarak da kaşar peyniri eklenecek.
Önceden ısıtılmış fırında pişirilecek.

Afiyet Olsun...

Bu tarifimi Porselen Demlik Çay Saati etkinliği için PaSaSofraM' a ve Çay Kahve Bahane Etkinliği için Pastaeli'ye gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşlar...

18 Nisan 2012 Çarşamba

Çifte kavrulmuş MİM

İki ayrı yerden mimlendim ;)
hemencecik yanıtlıyorum...
 
1- Blogunda ödül aldığın kişiye teşekkür et, onu link ile göster.
Önce sevgili arkadaşım Bal Yanağın Hikayesi mimlemişti beni, ona cevap vermeye fırsat bulamadan ikincisi Necla Şölen arkadaşımızdan geldi. İkisine de ayrı ayrı teşekkür ediyorum.



2-Burçlara inanıyor musun? Burcun nedir?
Burçlara çok inanmam ama herkes kadar bilirim. Eğlence amaçlıdır yani...
Aslan Burcuyum.  

3-Hayattaki idealiniz, ulaşmak istediğiniz son nokta nedir?

"Keşke" demeden geçireceğim bir hayat...


4-Aşka inanır mısın? Sizce aşk nedir?

İnanırım... Karşılık beklemeden sevmektir...

5-Hayalleriniz nelerdir? Hayal kurmak nasıl bir duygudur?
"Umut Fukaranın Ekmeğidir."
Benim hayallerim hep oğlumun üzerine, tipik anne hayalleri...


6-Sizce gerçek arkadaşın özellikleri ne olmalı?

Kör bir kuyu olmalı... Ne kadar derin olduğunu kimse bilmemeli, attığın hiçbir şey de geri dönmemeli vesaire vesaire...
Benim için gerçek dost/kardeş "Serpil" demek... Gerisi hikaye...

7-Hobileriniz var mı? Varsa neler?
Kitap okumayı ve müzik dinlemeyi hobi olarak görmeyenlerdenim. Bunları ihtiyaç sayarım…
Benim en büyük hobim ise “halk oyunları”…

8-Benim hakkındaki düşüncelerini yazar mısın?
Necla Şölen için;
Bloğunu keşfettiğimden beri merakla takip ediyorum. Yaratıcı ve marifetli olduğunu düşünmüştüm ve hatta çalışan bir anne olarak bu kadar şeye nasıl vakit buluyor diye düşünmüştüm, itiraf ediyorum.

Bal Yanağın Hikayesi için;
Tarzı olan nadir bloglardan biri bence...
Günlük havasında, keyifle izliyorum, güzel kızının maceralarını ve birlikte büyümenizi...

Finale geldik...
günün şanslılarını açıklıyorum.

Perişan Kurabiye



Bazıları dağınık sever...
Şekli garip gelebilir. Ama bunları şekil verdiğiniz zaman sert kurabiyeleriniz oluyor. Kendi haline bıraktığınızda ise muhteşem bir lezzet...

Bu kurabiyeler fazla sıkıntıya gelemiyor, bırakacaksınız kendi haline... Belli bir kalıba/forma sokmak isterseniz, sertleşiyor, aynı ben...

Sunum için görüntü değişik gelebilir ama lezzet muhteşem...
Bu tarifi yıllar önce Seda Ablamın annesinden almıştım. Şekli ve ismi garip gelmişti önce tadına bakınca tarifini istemiştim. Geçenlerde defterleri karıştırırken gözüme ilişti. Yıllardır yapmadığımı fark ettim. Çayın yanına hemencecik yapıverdim.

Malzemesi
3 yumurta
1,5 su bardağı şeker
200 gr margarin (eritilecek/soğuyacak)
1 su bardağı kuru üzüm
1 su bardağı kuru kayısı (1/2 su bardağı kullandım)
1 su bardağı kuru incir (1/2 su bardağı kullandım)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Alabildiğince un (ölçmedim, çünkü koyacağınız kuru malzemeye göre değişecektir.)

Hazırlanışı

Üzüm, kayısı ve incir güzelce yıkanacak ve iyice süzülecek. Kayısı ve incir, üzüm boyutunda küp küp doğranacak.
Un ve şeker güzelce çırpılacak diğer malzemelerde eklenerek kulak memesi kıvamında bir hamur yoğurulacak.


Daha sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak şekil vermeden tepsiye dizilecek. Bir kaç tanesini deneme amaçlı yuvarlak yaptım. Kabarmadı ve sert oldu.

Adının da hakkını vermek  gerek...

Önceden ısıtılmış fırında 160 derecede pişirilecek. Dikkat edin fazla kurumasın.

Eğri büyrü ama çok lezzetli kurabiyeleriniz olacak.

Afiyet olsun...

Bu tarifimi Porselen Demlik Çay Saati etkinliği için PaSaSofraM' a ve Çay Kahve Bahane Etkinliği için Pastaeli'ye gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşlar...

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bazlama

Bu hafta sonu nasıl geçti anlayamadım.
Biz pazar kahvaltılarında genellikle annemlerde toplanırız.
Bu hafta pazar kahvaltısının gözdesi "Bazlama"ydı.
Bizim gittiğimizde annem bazlamaları yapmaya başlamıştı bile... O yüzden yoğurma ve mayalanma aşamalarının fotoğrafları yok. Bu aşamaları da elimden geldiğince ayrıntılı yazacağım.

Malzemesi
2-2,5 kg un
Bir paket (42 gr) yaş maya
2 tatlı kaşığı şeker
Yaklaşık 1 lt su 
Tuz

Hazırlanışı
Önce mayayı bir kasede 2 tatlı kaşığı şeker ile  karıştırarak, ılık su ile ıslattım. Bu karışımı una ekleyip, tuzunu atalım ve yavaş yavaş suyunu ekleyerek, kulak memesinden yumuşak olacak şekilde şekilde yoğuralım.  Üzerini örterek ılık bir yerde hamur bir kat artana kadar mayalanacak. (Biz kalabalık olduğumuz için çok yaptık siz kendinize göre ayarlayabilirsiniz.) Bu ölçü ile yaklaşık 35 adet orta boy bazlamamız oldu.)
Mayalanan hamurdan portakal büyüklüğünde parçalar alarak yuvarlanır ve sofra bezinin üzerine konularak üzeri örtülür (örtmezseniz üzeri kurur ve mayalanmaz)

10 dakika sofra mayasının gelmesi beklenir.
Daha sonra elle ya da oklava ile yarım santim kalınlığında açıyoruz. Biz açarken oklava kullanıyoruz (mayası kaçmasın diye elle açanlar da var, nasıl kolayınıza gelirse). 

Püf Noktası: Şimdi bu aşama önemli; hepsini açmıyoruz teker teker pişireceğiz. Diğerleri üzeri örtük şekilde mayalanmaya devam edecek. Bir tanesini açıyoruz, tavaya alıyoruz 1-2 dakika sonra alt üst ediyoruz, aynı şekilde 1-2 dakika sonra tekrar çeviriyoruz. İşte ondan sonra kabarmaya başlıyor. Yani bir tarafını bir kerede değil alt-üst ederek iki seferde pişiriyoruz ki iyice kabarsın arası açılsın. Bir tanesi pişerken diğerini açıyoruz, teker teker... 


Tavada kabarmış halini de çekmiştim ama biraz bulanık çıktığı için resimlerini koymadım ama arası kendiliğinden açılan yumuşacık bazlamalarolacak. 


ve mümkünse bal -tereyağ ikilisi ile sıcak sıcak tüketilecek... 


Afiyet olsun...



Bu tarifimi Porselen Demlik Çay Saati etkinliği için PaSaSofraM' a ve Çay Kahve Bahane Etkinliği için Pastaeli'ye gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşlar...

I. Geleneksel Hediyeleşme Etkinliği

Hediyeleşme Etkinliği çekilişinde Sevgili Mehtap Kaya ile eşleştim ve onunla tanışma fırsatım oldu. Mehtap Ablanın hayata bakışından, üretmek ve öğrenmek ile ilgili düşünce ve çabasından çok etkilendim. Severek takip ettiğim insanlardan biri oldu.

Güzel dostluklara vesile olan bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Amaç tanışmaktı, hediyeler ise bunu pekiştirecek olan etkinlikti. Ben de el emeği, göz nuru hediyemi aldım. Ellerine sağlık Mehtap Ablacığım, çok beğendim. İyi dileklerin ve zarif hediyen için tekrar teşekkür ederim.

Sevgiyle kal...

12 Nisan 2012 Perşembe

"Ben de Özledim!"

Kuzenimiz,
oyun arkadaşımız,
bazen geçindiğimiz, bazen dövüştüğümüz,
hem vazgeçemediğimiz, hem geçinemediğimiz,
Paylaşamadığımız, paylaşılamadığımız,
hiç kıyamadığımız Ada'yı çok özledik.

Ada Çanakkale'ye annanesi ve dedesini ziyarete gitti. Ama Kuzey onu çok özledi. Hergün soruyor Ada'yı, Ada'ya gidecekmiş. Bir de "lüffen" demiyor mu, öldürecek beni. 
Bugün Ada Hanım'la telefonla konuşuyorum, "ben de özledim, gelcem Kuzey'i parka götüreceğim" diyor, küçük cimcime...



nerede köşe bucak, dolap içi, raf altı varsa girilecek, aynı zamanda susanacak, aynı zamanda acıkılacak birine...

Hem kedimizi kaptıracağımız, hem de neşelenmesini seyredeceğimiz...

sonunda mutluluğundan mutlu olacağımız...

iki bisiklet varken ille de bir tanesinin üzerine tünüyeceğimiz...

bir de bundan hoşnut değilmiş gibi kapris yapacağımız...

zorla öpecek...

itinayla silinecek öpücükler...

danslar edilecek...

günün sonunda öpülüp, uğurlanacak...
bir de sarılıp sırtı tıpışlanacak...

akıllarına muzurluk gelince fısır fısır, kendi dillerince konuşulacak...

 dinlendiklerini farkedince, masum masum bakılacak...

müziği duyar duymaz, horon oynanacak...

topu görünce peşinden koşulacak (toplar ayrı olacak)...

sofralara herkesten önce oturup, tüm masayı karıştıracak suç ortağımız...
Seni çok özledik...

Halacığım, biz seni çok özledik...

Dondurma sezonunu açtık ;)



Dün akşam eve gittiğimde benim yaramazı elinde dondurma külahıyla yakaladım.
Mutfak masasının üzerinde annanesiyle dondurma keyfi yapıyor.
Sezonu açmışlar bir keyiflenmiş ki anlatamam.
Yeter ki tatlı olsun, benim oğluma...
"Annem, çok güzel" diyor bir de...
Gerçi fotoğrafını çekmeme hala bozuluyor, paşam.
O çekecekmiş, onun için bu surat, bana tavır yapıyor ;)
Yerim Seni...

11 Nisan 2012 Çarşamba

Mutfağım Çiçek Açtı ;)

Yeni ev telaşı, tadilat, taşınma şu bu derken, çok yorulduk. Çok şükür evimize yerleştik. Diğer evimdeki mutfak perdelerim bu eve olmadığı için yenisini yaptırmamız gerekti.






Perdeler için Sevgili Ferhan Abla'ya tekrar teşekkür ederim. Perde konusunda sınır tanımıyor, bu da ayrı bir sanat sanırım. Ferhan Abla annemin yaklaşık 25 senelik arkadaşı ve bu perdelerde onun tasarımı. Ellerine sağlık ablacığım...

Ben de çok sevdim ve sizlerle paylaşmak istedim. Menekşelerimde çok sevdi...

Ankara'da yaşayıp perde ihtiyacı olan var ise şiddetle öneririm.


TAÇ Ev Tekstili ve Perde Satış Noktası
MR.TEKSTİL

Ceyhun Atıf Kansu Cad. No:29/A
Balgat, Çankaya, Ankara
0 312 285 00 65