28 Ağustos 2014 Perşembe

Mantar Soslu Spagetti (Italyan Usulü)


 
Uzun bir tatil yaptıktan sonra ilk tarifimi yayınlayım dedim.
Tatil Ege'de başladı, Karadeniz'de bitti. Arada Ankara'da düğün-dernek bile kurduk.
Ayrıntılarını uzun uzun yazacağım. Bugün çok beğenilen ve özel istek üzerine acilen yazdığım tarifimizi paylaşıyorum.
 
Sevgiyle kalın...
 
Malzemeler
1 paket yassı spagetti (Ben Filiz'in yumurtalı yassı spagettisini kullandım.)
1 paket krema
1 çay bardağı süt
yarım kahve fincanı sıcak makarna suyu
500 gr. yıkanmış, doğranmış mantar
3 diş sarımsak
1 küçük doğranmış soğan
2 yemek kaşığı tereyağ
1 yemek kaşığı sıvıyağ
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi 
karabiber
tuz
Kişniş veya fesleğen (Ben koymadım)

Hazırlanışı
Makarnamızı paketin üzerindeki tarife göre haşlayalım.
Makarna haşlanırken sosunu da hazırlayalım ki sıcak sıcak servis edebilelim.
Tereyağ ve sıvıyağını birlikte tencereye koyalım, hafif ısınınca dövülmüş sarımsakları, soğanları ve mantarları içine ilave ederek kavuralım. Kavrulurken ısının yüksek olmasına dikkat  edin ki mantarlar sulansın ve kendi suyunda pişsin.
Kavrulan mantarların üzerine krema, süt, makarna suyu, karabiber ve tuzunu ekleyelim. Beraberce 5 dakika daha kaynasın ve kaşarın yarısını da ekleyerek sosun altını kapatalım.
Haşladığınız sıcak makarnayla sıcak sosu iyice karıştıralım.  Kaşar peynirinin kalan yarısını ise makarnayı genişçe bir servis tabağına aldıktan sonra üzerine serpelim (isterseniz bu aşamada üzerine kişniş ya da fesleğen de serpebilirsiniz) 
Unutmadan ekleyeyim, sıcak sıcak servis yapın...

Afiyet olsun...


(Ben tarifte kendimce küçük değişiklikler yaptım. Orjiinal tarif Nurlu Mutfakta, tarif için tekrar teşekkürler...)
 

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Çocuklar en değerli varlıklarımız...

Onlar sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyüsün diye elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak konu ihtiyaçları ve istekleri olduğunda bazen küçük zorluklarla karşı karşıya kaldığımız olur. Belirli bir yaşa kadar çocukların beslenmesindeki tüm kontrol özellikle biz annelerin elindeyken elbette içimiz daha rahat. Ama iş, bizden bağımsız hareket etmeye, kendi seçimlerini yapmaya başladıkları zamanlarda değişiyor ve çocuklarımızla atıştırmalıklar konusunda çatışma yaşamaya başlıyoruz. Biz onları daha sağlıklı beslemeye çalışırken, onlar besleyici değeri olmayan besinlere yönelebiliyorlar. Özellikle ara öğünler konusunda detayları gözden kaçırmamak gerekiyor.

Günümüzde çocukların kızartmalara, cipslere veya besin değeri açısında zengin olmayan şekerlemelere, gazlı içeceklere ulaşması artık çok zor değil. Bu ürünlerin “nasıl olsa yemeğini yedi” ya da “yemek yemedi bari bunlardan yesin” diyerek öğün aralarında tüketmesine göz yumulduğu anlar olabiliyor. Ancak bu durum ne yazık ki çocuklar için ileride yaşayabilecekleri önemli sağlık risklerine de zemin oluşturmak anlamına geliyor. Oysa ara öğünlerde tercih edilecek masum atıştırmalıklar, çocukları mutlu ederken biz annelerin de kendimizi daha huzurlu hissetmemizi sağlayabilir.

Bu masum atıştırmalıklar arasında ben dondurmaya çok güveniyorum. Çünkü hem etrafımdaki annelerden hem de beslenme uzmanlarından dondurma hakkında pek çok faydalı bilgiler duyuyorum. Besin değerleri açısından zengin ve tabi ki diğer atıştırmalıklara kıyasla çok daha masum olan dondurma ara öğünler konusunda en büyük destekçilerimden biri. Bunu öğrendiğimden beri çocuğumun süt, taze, kuru meyveler veya kuru yemişlerle desteklediğim ara öğünleri dondurma ile daha da renklendi. Tabi burada da bir önemli nokta devreye giriyor ki o da çocuğuma kendisi için en uygun dondurmayı seçebilmek. Çocuklara özel olan, içeriğindeki yağ, şeker, kalori miktarının onun ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş olmasına özellikle dikkat ediyorum. Çünkü her dondurma aynı değil. Diğer önemli bir nokta da; özellikle yaz aylarında her süt ve süt ürününün hijyenik şartlarda üretilip sunulduğuna dikkat etmek gerekiyor. Aksi takdirde süt ürünlerinde zararlı bakteriler çok çabuk üreyebiliyor. Bu yüzden uzmanların da dediği gibi hijyenik koşullarda hazırlanıp sunulan güvenilir markaların ambalajlı dondurmalarını tüketmek gerekiyor. Ben bu kriterlere en uygun ürünleri nerede bulurum diye araştırdığımda ulaştığım marka Algida’nın Max ürünleri oldu. Max’ın çocuklara özel beslenme kriterlerine sahip olması ve ürünlerini yüksek kalite standartları ve hijyenik koşullarda üreten ve soğuk zincir kırılmadan bize ulaşmasını sağlıyor olması benden tam puan aldı. Algida Max'ın ürünlerinde göz önünde bulundurduğu kriterler nedir diye merak ederseniz;

  • Algida Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası beslenme önerilerini göz önünde bulundurup, çocuklara yönelik dondurmalar için özel kriterler geliştiriyor. Bu çalışmaya göre çocukların tüketeceği dondurmaların bir porsiyonunda en fazla 110 kcal enerji ve 3 g doymuş yağ ve 100 gramında en fazla 20 g ilave şeker bulunması gerekiyor.
  • Algida Max, tüm ürünlerinde bu kriterleri sağlamış olduğunu taahhüt ediyor. 

Özetlemem gerekirse dondurmanın faydalarını öğrendiğimden beri içim çok daha rahat. Üstelik dondurma sanıldığının aksine sadece yazın değil 4 mevsim tüketilebilen bir ürün. Oysaki biz senelerce dondurmanın kışın boğaz ağrısı yaptığına inandık ve çocuklarımızı kışın dondurmadan mahrum bıraktık. Halbuki dondurmanın hijyenik koşullarda üretildiği ve soğuk zinciri kırılmadan saklandığı taktirde bakteri içermesi beklenmiyormuş. Bu da demek oluyor ki 4 mevsimde her ara öğünde çocuğum mutlu bense huzurluyum.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?

Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız... Ama bazı şeyler zaman alır.

Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?

http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²

Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.

Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.

İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.

Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.

http://vitasure.com.tr/

1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.

2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  

Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Mozaik Pasta

 Bu tarif Serpil'imin...

Çok çok uzun yıllar önce Serpil bu pastayı,  Hakan'ın Asker Mevlid'i için hazırlamıştı. Hakan çok beğendi ve bunun üzerine askerliği süresince Bilecik ve Diyarbakır'a  ne zaman ziyarete gitsek, bu pasta hep yapılmıştı.

Ramazanda gündüz canımız tatlı istiyor, iftardan sonra çok bir şey yiyemesek de... Hafif birşeyler yapayım diye tarif defterini karıştırıyordum ve bu tarif gözüme ilişti. Beni çok çok uzaklara götürdü. Hakan askerden geldiğinden beri -yaklaşık bir on sene oldu, sanırım- hiç yapmamıştım.

Askerde olan bütün çocuklarımızın sağ sağlim evlerine dönmesi dileğiyle...

Malzemeler

1 çay bardağı pudra şekeri
4 yemek kaşığı kakao
3 tatlı kaşığı neskafe (ben koymadım)
2 tatlı kaşığı tereyağ
1 paket kremşanti
1 su bardağı soğuk süt
2 paket petibör bisküvi (robottan geçirilmiş)
Damla çikolata
Ceviz

Üzeri için;
Çikolata sosu
Yeterince süt  (farklı markaların farklı gramajları mevcut)
(İsterseniz süslemek için sıvı çikolata sosu da kullanabilirsiniz.)

Hazırlanışı 

Öncelikle süt ile kremşantiyi iyice çırpıyoruz. Uygun kvama gelince bisküvi hariç diğer malzemeleri ekliyoruz. En son bisküvileri de ekleyerek iyice karıştırıyoruz.

Strechfilm serilmiş bir kalıba alalım ve en az bir gece buzlukta dinlendirelim.

Servis yapacağınız zaman hazırlayıp soğuttuğunuz çikolata sosunu kullanabilirsiniz. Uzun süre buzdolabında bu şekli ile muhafaza etmek mümkün.

Afiyet olsun...





24 Temmuz 2014 Perşembe

Kelebek Kovalarken...

Kelebek avcısı yavaşça avına yaklaşıyor...
Beyaz çiçeklerin arasında beyaz kelebekçik...
Kuzey mi kelebekle oynuyor, kelebek mi Kuzey'le belli değil...
Ama bu iş çok dikkat isteyen ciddi bir iş...
Aslında niyetimiz yakalamak değil, sanırım daha çok kovalamak...
Kelebeğe yapılan övgüler, iltifatlardan bahsetmiyorum bile...
Konuşarak ikna çalışmaları da başarısız...
(Bu konuşmaları videoya çekmediğime çok pişmanım.)
Sonunda kaçtı yaramaz kelebek...
Kuzey kelebeği yakalayamadı ama kelebek onu yakaladı...

Sema Teyzesi kelebeği kondurdu burnumuza...
İşte bu da mutluluğun resmi...
Çocuk olmak işte böyle bir şey sanırım...
İçinde ki çocuğu hiç kaybetmemen dileğiyle...

(Yer: Sema Teyzesinin bahçesi...)

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Erişteli Tarhana Çorbası


Tarhana çorbası bir klasik...

Tarhana çorbasının birçok yörede kendine özgü yapılış ve pişirme farklılıkları olsa da bu coğrafyada bulunan herkesin çorbası sanırım.
Değişik sunumlar ile farklı lezzetler katmak ve sunumu özgünleştirmek de mümkün...

Besleyiciliğinden, sağlıklı oluşundan falan bahsetmiyorum bile...

Ölçüsüz olarak ben de kendi çorbamdan bahsedeceğim.
Birazcık sıvıyağda, salça kokusu çıkıncaya kadar kavrulur. İçine 1-2 diş sarımsağı (önce bıçağın yanı ile ezilmiş daha sonra incecik doğranmış) da atalım. Dikkat edin, salçayı kavururken sarımsakları yakmayın. Daha sonra yapacağınız çorbanın miktarına göre suyu konulur. Suyumuz soğuk olacak. Çorbanın suyuna göre tarhanamızı ekleyelim ve topaklanmaması için kaynayıncaya kadar karıştıralım.
Çorbamız kaynayınca içine tuzunu ekleyelim ve çorbalık eriştemizi atalım. 
Eriştemizin çok olmamasına dikkat edin. 
Eriştelerimiz pişince isterseniz biraz nane atın ve ocaktan alın.

Kokusu sizin burnunuza da geldi mi? 

Afiyet olsun...

22 Temmuz 2014 Salı

Şiş Köfte

 
Pişmiş halinin fotoğrafı yine yok...
İftar daveti için hazırladığımız köftelerin fotoğrafını çekmeyi iftar telaşında unutmuşum.
 
 Oğlum artık kendi alış verişini kendi yapıyor.
Geçen hafta sonu paşaya ayakkabı almaya gittik. Satıcı kız "nasıl bir şey bakmıştınız" diye sordu.
Bizim bilmiş "düğmesine basılınca açılan, düğmesine basılınca kapanan bir ayakkabı istiyorum" dedi.
Kızcağız şokta, ne dese bilemedi. Biz çok güldük.
En sonunda rahat giyip çıkartabileceği bir ayakkabıya ikna oldu.

Teknoloji oğlumun hayal gücüne yetişemese de yeni nesil umut vadediyor.

 
 
Malzemeler
1 kg kıyma
1 yumurta
1 adet kuru soğan (rendelenmiş)
Ekmek içi (siz ayarlayacaksınız)
Bol miktarda kekik
Kırmızı biber
Karabiber
Tuz
 
Şişe dizerken kullanmak için
Yeterince domates ve biber
 
Hazırlanışı
 
Köfte malzemelerini kullanarak köftemizi yoğuralım. Köfteniz çok kuru olursa, elinizi azıcık ıslatarak yoğurun.
 
Yaklaşık yarım saat kadar dinlendirirseniz daha iyi olur.
 
Köftelerimizi fotoğraftaki büyüklükte yuvarlayarak şekil verelim.
 
Domates ve biberi kullanarak istediğimiz şekilde şişe dizelim.
 
Önceden ısıtılmış 220 derecelik fırında pişirelim.
 
Afiyet olsun...