google-site-verification: google601c61c448c195d7.html Fincan Teyze: Kasım 2012

28 Kasım 2012 Çarşamba

Patatesli Sarma Börek (Suda bekletilen)


Başardım...
İlgilenen bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Bana önerilen sitelere giriş yapamadım ama bu mantıkla başka bir siteye ulaştım.
Umarım ileride sıkıntı yaşamam.
Size henüz öneremiyorum sadece baştaki fotoğrafı bu şekilde yükledim.

Fotoğrafa gelince börekleri hazırlayıp buzluğa atıyorum. 
Misafir geldiğinde hazır oluyor. 
Son dakika haberim olduğu için yetişmesi için iki çeşit böreğimi birlikte attım fırına...
Sayı az, çeşit çok...

Yukarıda ki fotoğrafta Patatesli-kıymalı Sarma böreğimiz
ve pırasalı küçük börekçiklerimiz güzel güzel pişiyorlar.

Her zaman ki gibi en son halini çekmeyi unutmuşum ;)


Malzemeler
1 kg yufka (6 adet)
1 paket margarin

İç malzemesi
4 orta boy patates
200 gr. kıyma
2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
Tuz
Karabiber

Hazırlanışı
Önce patatesleri haşlıyoruz.
Daha sonra kıymayı sıvıyağda kavuruyoruz ve tuzunu ekliyoruz.
haşladığımız patatesleri soyuyoruz ve doğruyoruz.
Tuz, karabiber ve kıymayı ekleyerek, güzelce karıştırıyoruz.
İç malzememiz hazır...

Margarinimizi eritiyoruz, yalnız kızdırmayacağız.
Bir yufkayı seriyoruz ve güzelce yağlıyoruz.
İkinci ve üçüncü yufkayı da üzerine serip aynı işlemi yapıyoruz.
Daha sonra yufkayı 12 eşit parçaya bölüyoruz.

Fotoğraftaki gibi bolca iç koyarak sarıyoruz.



Hepsini sarınca hemen pişireceksek bile buz dolabında yaklaşık bir saat dinlendirelim.
Hemen pişirmeyeceksek buzluğa atalım...
Pişireceğimiz zaman böreklerin üzerini geçecek kadar soğuk su koyalım.
Yaklaşık 5-10 dakika suda bekletelim.
Daha sonra suyunu süzelim ve iki elimizin arasında böreklerin fazla suyunu akıtıp,
tepsiye dizelim.
Üzerine yumurta sarısı sürerek, yaklaşık 190 derecede pişirelim.

Çıtır çıtır çok lezzetli böreklerimiz olacak ;)
Afiyet olsun...

27 Kasım 2012 Salı

Acil Yardım...

Bloğuma resim eklemeyi denediğimde bir uyarı ile karşılaşıyorum.
Böyle bir kota olduğunu bilmiyordum.
Bu konuda bilgisi olan arkadaşlar var mı?
Hata! Depolama alanınız bitti. Şu anda fotoğraflar için 1 GB'lık kotanızın %100'ünü kullanıyorsunuz. Depolama alanınızı büyütün
Fotoğraflar Picasa Web Albümleri hesabınızda depolanır ve 1 GB boyutundaki ücretsiz fotoğraf kotanıza dahildir. Satın aldığınız ek depolama alanı birden fazla Google ürünü arasında paylaşılır ve ücretsiz kotanıza eklenir. Daha fazla bilgi edinin

20 Kasım 2012 Salı

Zeytinyağlı Kereviz


 Kerevize karşı uzun zaman ısınamadım.
Pişerken ki kokusuna alışamadım.
Bu tarifin sahibidir bana kerevizi sevdiren...

Fotoğraftaki dört kerevizden iki tanesini böyle pişirdim.
Diğer ikisini Hayriye Teyzemin tarifine göre pişirdim.
Birkaç güne kadar onu da yayınlarım.
Sevgiyle kalın...

 Malzemeler

2 adet kereviz
2 adet havuç
1 adet patates
1 adet büyük soğan
4-5 diş sarımsak
1 adet limon
1 su bardağı zeytinyağı
1,5 su bardağı su
1 çay kaşığı şeker
Maydanoz
Tuz

Hazırlanışı

Çocukluğumda hiç sevemediğim, kereviz.
Şimdi ben pişiriyorum ;)

Bütün malzemeleri güzelce yıkayıp, soyuyoruz.
Orjinal tarifta patetes yoktu. Oğlumda yer umudu ile ben ekledim, siz koymayabilirsiniz.

Patatesleri, soğanı ve kerevizleri yarım ay şeklinde, havuçları daire şeklinde doğradım.
Limonun kabuğunu soyarak yine daire şeklinde doğradım.

Tencerenin dibine soğanları, sonra patatesleri yerleştirdim.

Üzerine kerevizlerin yarısını sıralıyoruz.

Onun üzerine havuçları...
Bu kata doğranmış sarımsak ve limonu da diziyoruz.

Üzerine kalan kerevizi, kerevizin yeşil yapraklarını ve maydonozu koyuyoruz.

Şeker ve tuzunu suda eritebilirsiniz.
Suyunu ve zeytinyağını da üzerine ekliyoruz.

Kaynayıncaya kadar harlı ateşte, sonra kısık ateşte pişiriyoruz.
Kerevizler yumuşayıncaya kadar pişirelim.


Afiyet olsun...

19 Kasım 2012 Pazartesi

Karalahana Çorbası (Giresun)


Ne kadar kötü bir fotoğraf olmuş ;(
Neyse bir daha pişirdiğimde güzel bir fotoğrafını çekerim.

Geçen hafta pazar günü Serpil ve Eşi Harun kahvaltıya bize geldiler.
Ne kadar özlemişim onları, canlarım benim...
Bilmeyenler için onlar Tekirdağ'da yaşıyorlar ve Serpil benim liseden arkadaşım...
Ama sadece lise arkadaşım değil; dostum, kardeşim, dert ortağım, kör kuyum...
Eskiler "ahretlik" derlermiş ya...
Öyle bir şey işte adını koyamadığım, bildiğim kelimelerle niteleyemediğim ;)

Konuya dönüyorum ;)
Çorbayı onlara da tattırdım.
Serpil bu tarifi özellikle yayınlamamı istedi.
Böyle bir lezzeten kimseyi mahrum etmemek için...

Artık misafirlerimi kahvaltı sofralarında ağırlıyorum.
Hafta sonları ingilizce kursuna devam; 15.00-20.00 saatleri arası...

Ben de kendime yeni bir hedef belirledim.
Yaklaşık 6 ay sonra, bu da Haziran 2013...
Bloğumu hem Türkçe hem de İngilizce olarak yazabilmek...

Tarife geçiyorum ;)
Malzemeler
1 bağ karalahana
3 tane pırasa (sadece beyaz kısmını kullanacağız)
1 su bardağı haşlanmış kuru fasülye (varsa kırmızı fasülye)
1,5 çay bardağı pirinç
1 kutu konserve mısır
1,5 yemek kaşığı mısır unu
2 yemek kaşığı tereyağ
1 adet büyük soğan
4-5 diş sarımsak
yarım çay kaşığı karbonat
Tuz

Hazırlanışı

Önce karalahanaları güzelce yıkıyoruz.
Bir tencerede suyu kaynatıyoruz.
İçine yarım çay kaşığı karbonat atıyoruz ve karalahanaları 3-4 dakika haşlıyoruz.
 
Ben doğramadan haşladım ama doğrayarak haşlamamı önerdiler.
Böyle de çok güzel oldu ama orjinali doğrayıp, daha kısa süre haşlamak...

Pırasaları incecik doğruyoruz.

Soğanlarıda incecik doğruyoruz.
Sarımsakları bütün olarak kullanabilirsiniz.
Benim sarımsaklarım çok büyüktü, onun için biraz küçültüm ;)

Suyunu ölçmedim, koyacağınız malzemeye göre siz de ayarlayabilirsiniz.
Suyunu koydum ve mısırları içine attım.
Biraz haşlandı mısırlar, sonra içine soğan sarımsak ve pırasaları çiğ olarak ekledim.
Pirinçleri ve tereyağını da ekliyoruz ve kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz.


Pirinçler biraz yumuşamaya başlayınca içerisine haşlanmış fasülyeyi
ve incecik doğranmış karalahanayı ekledim.

Mısır ununu bir kasede biraz su ile açtım ve karıştırarak çorbaya yavaş yavaş ekliyoruz.

Topaklanmaması için bir süre daha karıştıralım ve tuzunu da atarak 8-10 dakika kısık ateşte pişsin.

Nasıl güzel bir koku ve lezzet...

Afiyet olsun ;)


15 Kasım 2012 Perşembe

Midye Böreği


 Aslında bu tarifi annem bir kaç ay önce Umutlu Hayat arkadaşımızın sitesinde görmüş ve daha önce peynirlisini yapmıştı. O da çok güzel olmuştu ama bu mükemmel oldu ;)
Tarif aynı sadece iç malzemesini değiştirdik.

Çok özel bir gün için tekrar yapıldı. Ama ben ancak fırsat buldum yayınlamaya ;)

Malzemeler
1 yumurta
yarım su bardağı sıvı yağ
yarım su bardağı yoğurt
yarım su bardağı ılık su
4 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz

Açılan yufkaların arasına
1 paket margarin

Açmak için
Nişasta

İç malzemesi
400 gr. kıyma
4 orta boy patates
karabiber
tuz

Hazırlanışı


Hamur malzemelerini karıştırarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlıyoruz.
Bence 3,5 bardak unu ekleyip, kalan kısmı yoğurdukça ekleyelim.
Hamurumuzu 15-20 dakika kadar dinlendiriyoruz.

Hamurumuzu 4 bezeye ayırıyoruz ve her birini yufka büyüklüğünde nişasta ile açıyoruz.

Margarini eritiyoruz ve aralarına sürüyoruz.


Açtığımız ve aralarına yağ sürerek üst üste koyduğumuz 4 kat yufkayı sıkıca, 
yavaş yavaş rulo şeklinde sarıyoruz.
Buzdolabında 2-3 saat dinlendiriyoruz.
Buzdolabına koyabilmek için ikiye böldüm.
Hamur dinlenirken içimizi hazırlayalım. Patatesleri haşlıyoruz, soyuyoruz ve eziyoruz ;)
Kıymayı kavurup tuzunu ve karabiberini atıyoruz. Çok kavurmayalım kurur, fırında da pişecek...
Patatesinde tuzunu atıp kıymayla karıştırıyoruz.

Dinlendikten sonra çıkarıyoruz ve bir parmak eninde kesiyoruz.

Kestiğimiz parçaları oklava ile çok inceltmeden fotoğraftaki kadar açıyoruz.


Herbirine bolca iç malzemesi koyuyoruz yalnız fotoğraf biraz bulanık çıkmış.
Uc uca eklemiyoruz üst üste kapatıyoruz, hafifçe bastırıyoruz. uç kısımlarından biraz tutturuyoruz.
Kapattığımız tarafı tepsiye gelecek şekilde ters çevirip, tepsiye diziyoruz.



Fırında yaklaşık 190 derecede pişiriyoruz.


İşte sonuç ;)

Afiyet olsun...

12 Kasım 2012 Pazartesi

Özel Eğitim

Bu hafta sınavlarım var...

Yayınlamak istediğim çok şey var ama ders çalışmam gerek ;)

Bundan sonra alanımla ilgili bazı notları da bloğumdan paylaşmak istiyorum.

ÖZEL EĞİTİM

Belki önce ders notları ile başlarız. Basit terimler...

Sonra makaleler...

En önemlisi ise deneyimler...

Birçoğumuzun bilmediği, birçoğumuzun ise bilmek istemediği, yok saydığı şeyler...

Özellikle "biz anneler"in -özel gereksinimli çocuğu olsun ya da olmasın- bilmesi gerektiğini düşündüğüm şeyler...

Çocuğunuzun sınıfında "kaynaştırma öğrencisi" var mı?

Geçen hafta Ankara Mamak Rehberlik Araştırma Merkezi'ne ziyarete gittik. Çok profesyonel bir ekiple tanıştık. Özverili çalışmalarını uzun uzun anlatmak isterim. Hepsini anlatacağım ama bugün kısacık bir şey paylaşacağım.

Dönem başında bölgelerindeki bir okulda "özel gereksinimli bir öğrenciyi" anasınıfına yerleştirmişler. Haber gelir gelmez, daha öğrenci sınıfa gelmeden, bütün veliler ayaklanmış. Biz sınıfımızda "kaynaştırma öğrencisi" istemiyoruz, diye. Falan falan...

Sonuç olarak veliler ikna edilmiş, öğrenci sınıfa devam ediyormuş.

Asıl konu, toplum olarak ne kadar duyarlıyız (!).

Bu olay beni çok üzdü ve paylaşmak istedim.

ÖNEMLE DUYURULUR...

Bu çocukların hakları yasalarla korunmakta ve normal gelişim gösteren akranlarıyla aynı haklara sahipler.
Hatta daha fazlasına... Onlar için erken eğitim zorunlu ve devlet desteğinde...
Herkesin çocuğu gibi evine en yakın okulda eğitim görme hakkına da sahipler...
Hayat onlar ve aileleri için yeterince zor...

Bir de bu "orta çağ zihniyeti" ile onların hayatını zorlaştırmayalım, zorlaştırmaya çalışanlar içinde toplumsal bir tavır oluşturalım.

İsteseler de istemeseler de eğitimin her kademesinde artık daha çok kaynaştırma öğrenci olacak.

Merak edenler Milli Eğitim Bakanlığı 2006 Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'ni inceleyebilir.

Ayrıca Anayasamızın 42. Maddesi uluslararası sözleşmelere uygun olarak "kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz" ifadesi son noktayı koyuyor.

Ben yine de yazımı Mustafa Kemal Atatürk'ün "Eğitimde feda edilecek birey yoktur" deyişi ile noktalamak istiyorum.

Sevgiyle kalın...

9 Kasım 2012 Cuma

Kırmızı Biber Turşusu


Ben kırmızı biberi çok severim.
Kahvaltılarda hemen ocağın üzerinde iki tane közlenir, güzelce soyulur.
Biraz limon, bir damla zeytinyağı...
Gerçi ben çiğ olarak da severim, halka halka doğrayacaksın...
Neyse, tarife geçelim.

Malzemeler
10 kg kırmızı biber
4-5 baş sarımsak
1 bağ maydanoz
1 çay bardağı sıvıyağ (yarısı ayçiçek yağı, yarısını zeytinyağı kullandım)
1/2 çay bardağı üzüm sirkesi
1 yemek kaşığı kadar turşuluk tuz (damak tadınıza göre atın, biz az tuzlu yapıyoruz)

Hazırlanışı

Önce kırmızı biberleri güzelce yıkıyoruz.
Daha sonra fırın tepsilerine diziyoruz.
Ben fırın tepsilerine pişirme kağıdı serdim.
Kırmızı biberlerin suyu tepsiye akarsa, lekesi zor çıkıyor ;)

Kırmızı biberlerin soyulması normalde çok zor oluyordu.
Püf noktasını söylüyorum;
Yaklaşık 200 derecede fırına attığımız kırbızı biberlerin,
kabukları hafif kabarınca fırından alıyoruz ve sıcakken hemen bir poşete koyuyoruz.
Poşetin ağzını sıkıca bağlıyoruz, yaklaşık 20-25 dakika öyle kalıyor.
Sonra poşetten çıkartıyoruz ve kabukları kendiliğinden soyuluyor.

Saplarını ve çekirdeklerini de çıkarıyoruz.
Küçük küçük doğruyoruz.

Maydanozu yıkayıp incecik doğruyoruz ve sarımsakları da soyuyoruz.

Sıvıyağı, tuz ve sirkesini de ekleyerek hepsini karıştırıyoruz ve kavanozlara yerleştiriyoruz.
Kavanozların ağzını sıkıca kapatıp, buzdolabında muhafaza ediyoruz.



10 kg kırmızı biberden bu kavanoz ve bu kavanozun dörtte biri kadar bir kavanoz daha çıktı.


Afiyet Olsun...

5 Kasım 2012 Pazartesi

Etli Ekmek (Kastamonu)

 Kastamonu'nun meşhur Etli Ekmeği...
Bunları Aslı'nın Annesi Münire Abla yaptı.
Tekrar "ellerine sağlık"...
Ben de sizler için fotoğrafladım, öğrendim ve afiyetle yedim ;)
Bir daha ki sefere ben yapacağım ;)
Dün akşam için Volkan ve Aslı'ya da teşekkürler...

Gelelim tarifine;
Ben yapmadığım için ölçüsü yok.
Un su ve tuz ile yumuşak bir hamur yoğuruyoruz.
Bizim arnavut böreğinin hamuru gibi...
Fotoğraftaki büyüklükte kozalıyacağız. Hamurumuzun üzerine bir bez örtüyoruz ki kurumasın.
Yaptıkça kozalayacağız...

Aklımdayken içini de tarif edeyim.
İnce kıyılmış maydonoz ve soğan, kıyma, tuz ve su
(isteğe bağlı azıcık karabiber de atabilirsiniz) 
güzelce harmanlayacaksınız.
Fotoğraftaki gibi sulu bir kıvamı var.


Sekildeki gibi açıyoruz. 

Yarısına iç konuluyor ve diğer yarısı üzerine kapatıyoruz.

Sonra kızdırılmış, yağsız tavaya...


Şimdi burası önemli;
üste kapattığımız kanat üstte kalacak şekilde tavaya alıyoruz.
Altı kızarınca üstüne yarım yemek kaşığı sıvıyağ gezdirip ters çeviriyoruz ve diğer tarafını da kızartıyoruz.
Altını tekrar yağlamıyoruz. O tarafı kıymanın ve tavanın yağıyla yağlanmış oluyor.

Afiyet olsun...