google-site-verification: google601c61c448c195d7.html Fincan Teyze: Haziran 2012

27 Haziran 2012 Çarşamba

Düğünümüz var...


Bildiğiniz gibi 1 Temmuz 2012 Pazar Günü erkek kardeşimin düğünü var. 

Onun için bloğumla çok ilgilenemedim.

 Yakında görüşmek dileğiyle...

Sevgiyle kalın.

21 Haziran 2012 Perşembe

Zeytinyağlı Lahana Dolması


Bu mevsimde nereden çıktı, demeyin.
Mevsiminde sardığımız lahanaları buzluğa atmıştık. Onları çıkarıp pişirdik.

Çok güzel bir değişiklik oldu, özlemişiz...

Malzemesi

1 orta boy lahana (yumuşaklarından seçiyorum, hemen sarmayıp birkaç gün bekletiyorum)
Haşlamak için su
1 yemek kaşığı tuz

İç Malzemesi

4 su bardağı pirinç
9-10 adet kuru soğan (gözünüze çok gelebilir ama lezzetin kaynağı)
2 yemek kaşığı salça (1 kaşık domates salçası, 1 kaşık biber salçası kullanılabilir)
Maydonoz
Nane
Kırmızı biber
Karabiber
1 çay kaşığı şeker
Tuz
Sıvıyağ

Hazırlanışı

İç harcı için önce soğanlar doğranır ve  sıvıyağda kavrulur. Biraz kavrulunca kırmızı biber atılır ve biraz daha kavrulur.

Daha sonra ayıklanıp, yıkanmış pirinç eklenir, tuz ve şeker atılarak iyice kavrulur.

Pirinç iyice kavrulunca, salçasını eklenir.

Karabiber ve bol nane eklenip, pirinçler şeffaflaşıp, tane tane olana kadar kavrulur.

Ocaktan alınır ve ince ince doğranmış maydanoz üzerine serpilir.

Yarım saat dinlendirilir ve harmanlanır.

Lahanaların üst bir iki yaprağını alıyorum ve dörde bölüyorum. Büyük derince bir kaba su koyup kaynatıyorum ve tuzunu atıyorum. Bu suda lahanaları sırayla haşlıyorum. Haşlanan lahanaları süzgece alarak iyice süzülmesini sağlıyorum.

Sarma aşamalarının fotoğrafı yok. Bence lahana, yapraktan keyifli sarılıyor.

Bunları biz kışın yapmıştık. Şimdi hazır sarılmış lahanaları buzluktan çıkarttım. 2-3 saat kadar erimesini bekledim ve düdüklü tencereye dizdim. Yalnız düdüklü tencerenin en altına bir pasta tabağını ters çevirerek koyuyorum.

Fotoğrafta olduğu gibi, böylece alttanda su devri sağlanıyor ve dolmalarınız eşit şekilde pişiyor. Tencerenin altı hamur üstü diri olmuyor. Düdüklü tencerede de çok kısa sürede hazır oluyor.


Sıralı bir şekilde yerleştiriyoruz ki pişerken açılıp, dağılmasın.

Üzerine birkaç lahana yaprağı sererseniz üste kalan dolmalar da açılmaz.
Üzerine bir tabakta koyabiliriz.


Üzerine azıcık zeytinyağı gezdirip, üzerini geçmeyecek kadar (yüzeyüz) su koyup, düdüklü tencerenin kapağını kapatıyoruz. Buharı çıktıktan sonra, kısık ateşte 20 dakika pişirdim.
Sonuç, biz doyamadık ;)

Afiyet Olsun...

20 Haziran 2012 Çarşamba

Başımız Sağ Olsun...

(Hürriyet Gazetesi'nden alıntıdır)

Yıllardır süren bizi bölme oyunu yine birçok vatan evladını ailesinden ve sevenlerinden ayırdı.

İçimiz kan ağlıyor.

Bu çirkin oyun elbet birgün bitecek. Yeter ki bizler birlik olalım.

Artık susmayalım...

Şehitlerimize Allahtan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Milletimizin başı sağ olsun.

19 Haziran 2012 Salı

Çilek Soslu Prenses Tatlısı


Bence yazın en güzel tatlıları,  hafif sütlü tatlılar...
Özellikle meyve soslu olanlar benim favorilerim ;)

Malzemesi
2 lt süt
8 kahve fincanı şeker
6 kahve fincanı un
2 yemek kaşığı margarin
1 vanilya
isteğe bağlı damla sakızı (ben koymadım)

Meyveli sos için;

500 gr. çilek
2 yemek kaşığı buğday nişastası
1 su bardağı su

Hazırlanışı

Muhallebisini hazırlamak için vanilya hariç tüm malzeme karıştırılarak pişirilir. Ocaktan alınca vanilya eklenerek 5 dakika el blenderıyla karıştırılır.
Islatılmış tepsiye dökülür.
Meyveli sosunu hazırlamak için çilekleri güzelce yıkıyoruz. Ben çilekleri birazcık da suda bekletiyorum. Çilekleri süzüp blendırdan geçirdim. 1 su bardağı su ve nişastasınıda ekleyerek pişirdim.


İlk sıcaklığı geçene kadar ara ara karıştırarak beklettim. Çok soğursa muhallebisiyle bütünleşmez. Ne çok sıcak ne de çok soğuk olacak. Muhallebisinin üzerine sosu dökeceğiz.


İsterseniz çilekle süsleyin üzerini öyle de çok şık bir sunum oluyor.

Ben, taze nane ve çilekle servis yaptım. Mis gibi taze nane ve çilek kokuyordu.
Herkes çok beğendi.


Afiyet olsun...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Zeytinyağlı Biber Dolması



Yavaş yavaş davet soframızın tariflerini verelim...

Malzemeler
1 kg dolma biber (mümkünse küçük ve ince kabuklu)
2 adet domates (dolmaların ağzını kapatmak için)

İç Malzemesi
3 su bardağı pirinç
8-10 adet kuru soğan (gözünüze çok gelebilir ama lezzetin kaynağı)
2 yemek kaşığı salça (1 kaşık domates salçası, 1 kaşık biber salçası kullanılabilir)
Maydonoz
Nane
Kırmızı biber
Karabiber
1 çay kaşığı şeker
Tuz
Sıvıyağ
Hazırlanışı

Dolma biberler ayıtlanır ve güzelce yıkanır.


İç harcı için önce soğanlar doğranır ve  sıvıyağda kavrulur. Biraz kavrulunca kırmızı biber atılır ve biraz daha kavrulur.


Daha sonra ayıklanıp, yıkanmış pirinç eklenir, tuz ve şeker atılarak iyice kavrulur. 


Pirinç iyice kavrulunca, salçasını eklenir.


Karabiber ve bol nane eklenip, pirinçler şeffaflaşıp, tane tane olana kadar kavrulur.


Ocaktan alınır ve ince ince doğranmış maydanoz üzerine serpilir.


Yarım saat dinlendirilir ve harmanlanır.

Çok sıkı olmayacak şekilde biberler doldurulur. İçleri sıkı olursa orantılı pişmez, çok da gevşek olmayacak yoksa içleri sulu sulu olur ;)

Dolmabiberlerin ağzına dilimlenmiş domates koyacağız ki içleri pişerken dağılmasın.
Dolmaları geçmeyecek şekilde (dolmaların bir parmak altında) su konulur.

Önce birkaç dakika kaynatın sonra kısık ateşte biberler yumuşayıncaya kadar pişirebilirsiniz.


Afiyet olsun...

12 Haziran 2012 Salı

Davet Sofrası (Çeyiz Alma)



Bildiğiniz gibi 1 Temmuz'da erkek kardeşim evleniyor. Artık hazırlıklarımız hızlandı.
Cumartesi Günü "Çeyiz Alma"ya gittik. Gelin kızımızın eşyalarını evine getirdik.
Mobilyalar ve beyaz eyalar daha önceden gelmiş ve yerleştirilmişti.
Çeyizi eve yerleştirme işi bittikten sonra annemlere yemeğe geldiler.
Bu sofrada o günden...

Klasik Salatalarımız

Zeytinyağlı Fasülye


Mevsim Salata



Patlıcan Kebap

ve
Fotoğrafları bulunmayan
Tavuk Çorbası
Pirinç Pilavı

Unuttuğum birşey kaldı mı?
Havalar sıcak olduğu için fazla abartmayalım dedik ;)

Bu sofrayı Sema Teyzem, annem, ve ben birlikte hazırladık.
Aysun'da çok yardımcı oldu.
Hepsini kocaman öpüyorum.

Tarifler yakında...


Zeytinyağlı Enginar


Fotoğraflarını cep telefonu ile çektiğim için biraz soluk çıktı. O gün enteresan bir gündü.
Herşeye rağmen enginarlarımız çok lezzetli oldu. Özellikle Efecan çok beğendi.
Konserve garnitür evde yoktu. Onun için kendi garnitürümü kendim yaptım.


Malzemesi
12 adet enginar (ayıklanmış)
4 adet orta boy patates
3 adet orta boy havuç
1 kutu konserve bezelye
1 adet kuru soğan
1 tatlı kaşığı şeker
Zeytinyağı
Limon
Tuz

Hazırlanışı
Enginarları ayıklanmış olarak aldığım için zaten limonlu suyun içindeydi. Kendimiz soyup hazırlarsak bol limonlu su içinde bekletecektik.
Patates ve hazuçları ayrı ayrı kaplarda birazcık haşladım ve küp küp doğradım. (Bir daha ki sefere hiç haşlamadan direk kavurmayı planlıyorum.) 
Kuru soğanı çok ince (rendeleyebilirsiniz de) doğrayarak, sıvıyağda kavuruyoruz. İçine patates, havuç ve en son bezelyeyi koyarak 8-10 dakika kavuruyoruz. Garnitürümüze birazcıkta tuz atıyoruz ve ocaktan alıp soğumaya bırakıyoruz. Suyunu süzüp tencereye dizdiğimiz enginarlarn üzerine bu harçtan birer kaşık koyuyoruz.





Başka bir kapta 1 tatlı kaşığı şeker, limon suyu, zeytinyağı ve tuzu karıştırarak sosunu hazırlıyoruz ve enginarların üzerine kaşıkla döküyoruz. Enginarların üzerine yüze yüz su koyarak pişireceğiz.
Pişirirken dikkat edilmesi gereken kaynayana kadar harlı ateşte olacak, kaynayınca kısık ateşte pişecek yoksa dağılıyor. Dağılmasın diye üzerine tabak koyan arkadaşlarda varmış ama ben denemedim.
Enginar sayısı çok olunca 2 tencerede pişirdim. Küçük olan dağılmadı ama büyük olan tenceredekilere piştikten sonra biraz yardım etmem gerekti ;)


Pişme zamanı için saat vermiyorum. Benim pişirdiğim iki tencerede farklı zamanda pişti. Yaklaşık 20-30 dakika gibi. Enginarların yumuşayıp yumuşamadığını kontrol ederek pişirmekte fayda var.
Ne çok konuştum ;)

Afiyet Olsun...


Fotoğraflar alelacele çekildiği için üzgünüm!!!

11 Haziran 2012 Pazartesi

SÜTLAÇ Aşkı!


Benim oğlumun paylaşamayacağı tek şey...

Sabah gözünü açıyor annane "tabakta süt" (sütlaç'ın yeni adı)...

Paylaşmaz diyorum ama oğlum çok merhametli olacak.
Bildiğiniz gibi oğluma annem bakıyor ve oturduğumuz sitenin dış cephe boyası yapılıyor.
Geçen gün iş dönüşü bir baktım, boyacı iskelenin üzerinde annemin balkona yaslanmış sütlaç yiyor.
Bizim yaramaz bütün gün balkonda boyacıları seyretmiş.
Boyacılardan biri çok genç, 20-22 yaşlarındadır, en fazla...
Ona sesleniyormuş "küçük adam, küçük adam sakın düşme!", diye. Sonra ahbap olmuşlar.
Herşeyi paylaşır da kıymetlidir sütlacı...
Annanesi azıcık ılısın da yesin diye sütlaç çıkarmış dolaptan.
Almış sütlacı "annane; küçük adam, küçük adam", diye.
Ona da ikram etmişler. Birlikte yiyorlardı, bizim gittiğimizde...
Akşam kapı çaldı. Bizim "küçük adam", Kuzey'e birşeyler almış, getirmiş.
"Bütün gün bana çok iyi baktı", dedi. "İzin verirseniz, bende ona birşeyler aldım", diye.
Hem mutlu olduk, hem hüzünlendik.
Karışık duygular...
Evet, biz geçelim tarifimize.

Malzemesi
2 lt süt
2 su bardağı pirinç
3 su bardağı şeker (damak tadınıza göre siz de ayarlayabilirsiniz)
2 yemek kaşığı pirinç unu
2 yemek kaşığı buğday nişastası
1 fiske tuz

Üzeri için
Tarçın

Hazırlanışı
Pirinçleri yıkıyoruz ve üzerine su koyarak haşlıyoruz. Suyuna bir fiske tuz, tadı alınmayacak kadar az (bir cimcik), atıyoruz. Suyunu ölçmedim ama üzerini 2-3 parmak geçecek kadar. Pirinçler yumuşayıncaya kadar haşlıyoruz. Suyu az gelirse kaynar su ekleyebilirsiniz. Pirincin cinsine göre değişiyor, su miktarı. Sonra sütünü ekliyoruz ve 8-10 dakika kadar daha kısık ateşte kaynıyor, dikkat edin taşmasın. Şekerini ilave ediyoruz, pirinçler şekeri içine çekinceye kadar -yaklaşık 5 dakika- daha kaynamaya devam ediyor.

Başka bir kaba pirinç unu ve nişastayı koyuyoruz. Yaklaşık yarım su bardağı su ile karıştırarak sıvı hale getiriyoruz. Bu karışımı sütlacımıza yavaş yavaş dökerken, hızlı hızlı karıştıracağız ki topaklanmasın. Biraz daha kaynatacağız -yaklaşık 2-3 dakika- yalnız bu sefer karıştırarak, zaten koyulaşmaya başladığını göreceksiniz.

Ocaktan alıp kaselere konulacak, isterseniz taçın serpebilirsiniz. Ben tarçın koymuyorum, çünkü Kuzey sevmiyor. İsteyen yerken ekliyor. Biraz soğuyunca da servise hazır.

Afiyet olsun...


8 Haziran 2012 Cuma

Tavuklu Mantarlı Bohça Böreği


Hem yapımı kolay hem de çok lezzetli bir börek... 

Malzemesi
6 adet yufka
2 yumurta (birinin sarısı üzerine sürmek için ayrılacak)
1,5 su bardağı süt
1 su bardağından bir parmak eksik sıvıyağ

İç malzemesi
1 tavuk göğüs
750 gr. mantarın sap kısımları (Limonlu su)
4-5 sivri biber
1 kırmızı biber
Sıvıyağ
Tuz
Karabiber (ben kullanmadım)

Hazırlanışı
Önce iç malzememizi hazırlıyoruz.  Mantarları 15-20 dakika bol limonlu suda bekletiyoruz ki kararmasın. Daha sonra yıkayıp hazırladığımız mantarların sadece sap kısımlarını doğruyoruz. Biraz sıvıyağda kavuruyoruz ve tuzunu atarak ateşten alıyoruz.

Tavuk göğsünü de küp küp doğrayarak ayrı bir kapta sıvıyağ koyarak kavuruyoruz. Önce harlı ateşte sulanıyor sonra kısık ateşte suyunu çekinceye kadar pişiriyoruz. Tuz ve karabiberini atıp ateşten alıyoruz.

Biberleri yine ayrı bir kapta soteliyoruz.
Dikkat edilmesi gereken hepsini çok az sıvıyağda soteleyeceğiz ki böreğimiz çok yağlı olmasın. Birbirine ekleyeceğiz. İç malzememiz hazır...

Süt, Sıvıyağ ve yumurtaları (birinin sarısı üzerine sürmek için ayrılacak) karıştırarak sosumuzu hazırlıyoruz. Bir yufkayı sererek sostan sürüyoruz. Daha sonra mektup zarfı gibi katlıyoruz. Üzerine azıcık sos daha sürerek dörde bölüyoruz. Dört küçük kare elde ediyoruz. Her birinin ortasına iç malzemeden koyarak bohça gibi her köşesini ortaya doğru katlıyoruz. Ters çevirerek tepsiye diziyoruz.

Ayırdığımız  yumurta sarısını üzerine sürerek, 200 derece fırında pişiriyoruz.


Afiyet olsun...

7 Haziran 2012 Perşembe

Annemin "Gün" Sofrası - 2

Annemin "gün" sofrasını daha önce paylaşmıştım. Aslında tariflerini yazmaya başlayacaktım ama yapılış aşamalarının fotoğraflarını cep telefonuyla çekmiştim. Telefonuda evde unutmuşum.
Ödevini yapmayan küçük çocukların mazeretlerine benzedi ama ;)

Gelelim soframıza ve hikayesine;

Temmuz 2000'de yeni evimize taşındığımızda tanıdık bu güzel insanları
ve aile gibi olduk.
Tabii ki hayat telaşı, birer ikişer görüşülüyor.
Hayata beş dakika ara verip "kahve" içmeye kaçılıyor.
Güzel sohbetler, paylaşımlar... Sadece iyi günde değil, acısıyla/tatlısıyla... 
Telaşlar çok olunca hep birlikte toplanmayı kolaylaştıralım, diye düşündüler 
ve karar verdiler, her ay birimizde toplanmaya ...
Adınada "gün" dediler. 
Dile kolay 10-12 yıl, kesintisiz...
Allah nazarlardan esirgesin...

Dostlukla başlayan sofraların tadıda,                                             
                                                      sohbetin keyfide bir başka oluyor.

Hepsini öpüyorum.

O sofralardan biri...









   Yeşil Mercimekli-Haşhaşlı Börek
(Ada'nın börekleri)
Bu güzel börekleri Ada ve Aysun birlikte yapmışlar.
Aysun'dan tarifini alacağım çok lezzetli olmuş çünkü...


ve
En ağır misafirimiz Ada Hanım

Süslenmiş, püslenmiş, yüzükler takmış küçük cadı "gün"e gelmiş.
Aramızda geçen konuşmayı aynen yazıyorum.

-Halacığım bu börekleri annemmle beraber sardık.
-Aman benim kızımda pek hamaratmış, ellerinize sağlık, çok güzel görünüyor.
- Teşekkür ederim, halacığım.
- Hayatım, sen bana çektin herhalde pek hamaratsın (!)
- Hayır halacığım, ben babanneme çektim (ses tonu, tam bir küçük hanımefendi)
- Ama hayatım, kızlar halaya çeker, oğlanlar dayıya... Sen kesin bana çekmişsindir.
-Hayır halacığım, ben babanneme çektim. (üzerine basa basa, ama sen tonu hiç yükselmeden, ısrarcı)
Ben de yakaladım, babannesine çeken yerlerini yedim ;)

1 Haziran 2012 Cuma

Annemin "Gün" Sofrası


Selam arkadaşlar,
Bu hafta yoğun ve karışık(!) işler nedeniyle bloğumla çok ilgilenemedim.
Haftasonuda koşuşturmaya devam...
Ama haftaya bu gün sofrasının hikayesini ve tariflerini yazacağım.
İyi hafta sonları diliyorum.
Sevgiyle kalın...

Neler varmış...

           - Tavuklu-Mantarlı Bohça Börek
           - Yeşil Mercimekli-Haşhaşlı Börek
           - Peynirli Poğaça
           - Ay çöreği
           - Mantar Salatası
           - Kuru Börülce Salatası
           - Zeytinyağlı Biber Dolması
           - Sütlaç